Logo

yaşarken

  • Arşiv
  • RSS
  • pekiyi ama...
  • diyorum ki...

İnsanlığın Yazılımla Gerçek Tanışması


Küresel haberleşmeden bahsedilemeyecek çağlarda Dünya’nın birbirinden uzak köşelerinde fikirlerin ve teknolojik adımların birbirine yakın tarihlerde ortaya çıkması bilimadamları için hala cevaplanmayı bekleyen bir gizemdir. Bununla ilgili bazısı oldukça inanılmaz teoriler ortaya atılmıştır.


O kadar eski çağlarda var olan gizemin bir benzeri; çocuk topluluklarında hala görülür, en azından bizim çocukluğumuzda görülmüş. Çocukların ölçeğinde düşündüğümüzde bundan 20 yıl önce iki şehir arasında çocuk bilgilerinin ve oyunların aktarım hızı oldukça düşüktü. En nihayetinde iletişim büyüklerin tekelindeydi. Televizyon ve radyo büyük işiydi; paylaşılan tek şey voltran, hugo ve susam sokağı olabilirdi. Ancak yıllar sonra, üniversitede farklı şehirlerden gelenle anılarımızı paylaşınca gördük ki paylaşılmasında hiç bir manası olmayan kelimeler, adetler ülkeyi baştan uca katetmiş. Bunun o kadar da gizemli olmadığını kabul ediyorum; ama yine de antik çağlardaki bilginin yayılımı ile ilgili teoriler kadar inanılmaz değil mi?

Can Barslan’ın “küdam” diye adlandırdığı, radyonun içinde konuşan, televizyonda hareket eden, bulaşık makinasında bulaşığı yıkayan, diş macununu ile gelip dişlerimizi silen küçük adamlar düşüncesi tüm dünyaya yayılmış bir çocuk hayalidir. Nasıl çalıştığını tanımlayamadığımız bir çok şeyi bu küçük adamlar yaparlar bu hayale göre.

Biz “geek” mühendislerin dışında kalan normal insan için hala aslında yazılım bu çocuksu açıklamanın ötesinde bir şey değil. Çok değil bundan on yıl önce, insanlara yazılımdan bahsettiğinizde, bir çeşit büyü, anlaşılmaz ve anlaşılması gerekmeyen gibi davranılırdı. Yazılım varlığıyla karşılaşılmaktan haz edilmeyen bir şey idi. Orta okulda yaşadığım küçük şehirde, bilgisayarları kurcalayan çocuklar ortaçağda cadılıkla suçlanan zavallılar gibiydi.

Bilgisayar denilen donanımın içerisine yazılım bir defa kurulurdu. Microsoft mobilyadan döşetilmiş, Norton tarafından ilaçlanmış bilgisayara çökene kadar dokunulmazdı. Bunların dışında program diye bilinen şeyler çocuklar için oyun, tüccarlar için muhasebe uygulamalarıydı. Program kurdurulur, kurulan program yüzünen bilgisayar bozulurdu. İlerleyen yıllarda, insanlar yazılımla yollarını kesiştirmekten kaçına dursun, mühendislik alanında işin zor kısmının bu küdamlara yaptırılması gün geçtikçe yaygınlaştı. İnsan daha bilgisayarında yazılım denilen ruhun varlığını kabullenememişken, yazılım arabasına, çamaşır makinasına, televizyonuna, kapı otomatına yayılıyordu sessizce. İnsan yazılımın orada bir yerde olduğunu biliyordu artık. Sadece görmezden geliyordu. Tamircinin onaramadığı cep telefonlarının, yanlış çalışan uzaktan kumandaların sorumlusuydu; ama çok derin ve dokunulmazdı.

Ancak son bir kaç yıl içerisinde bu sessizlik yasası bozuldu. Artık insan yazılımı tanıyor, ona dokunuyor, satın alıyor ve kullanıyor. Sanırım bunun için Apple’a teşekkür etmeliyiz. Apple, son yıllarda ürettiği ürünlerle, insanlığın teknoloji ile ilişkisinde yeni bir çağ açtı. Bence bu devrimin onlarca anlaşılmış ve daha sonra anlaşılacak etkisinden birisi de işte bu yazılımı insanla tekrar tanıştırmasıdır.

Apple, 2008 yılında iPhone ve iPod touch ürünlerinde çalışabilecek yazılımların satılabileceği bir uygulama mağazasını; AppStore’u devreye soktu. AppStore müthiş bir başarı ortaya koydu. Ekim 2010 itibariyle 300 000’i aşkın uygulama, toplamda 7 milyar kere indirildi. Kullanıcılar, bu mağaza aracılığıyla istedikleri programları satınalabiliyor ve kolaylıkla kurabiliyorlar. Kurulum sırasında kullanıcıya pek az şey soruluyor ve kullanıcı sevmediği programı kolaylıkla (bir uzun dokunuş, ardından iki kısa dokunuş ile) kaldırabiliyorlar. Uygulama mantığı öyle benimsendi ki, önce diğer mobil cihaz ve platform üreticileri, daha sonra çeşitli masaüstü platformlar benzer uygulama kataloglarıyla kullanıcıya yazılım ulaştırma yoluna gittiler.

Böylece insan daha önce sadece varlığını bildiği, ancak soğuk davrandığı yazılım ile tekrar tanıştı. Bu tanışmayla, bilgisayar sistemleri insan içine çıktı. Çok değil bundan üç sene öncesinde biz yazılım geliştiricileri, geri kalanlar için bilgisayarların kullanım senaryolarını hayal ediyorduk. Artık önemli bir çoğunluk uygulamaların ne olduğunun farkında. Herkesin bir geliştirici kadar teknik düşünmesine gerek yok, ama var olan yüzlerce uygulamayı aktif olarak kullanarak muhtemel kullanım senaryolarını ortaya çıkarmakta bizden, mühendislik eğitimi ile zehirlenmişlerden, daha yaratıcı olacaklarından ve bilgisayarlarında ne yapmak istediklerini daha net ortaya koyacaklarından eminim. Bu tanışmayı Promete’nin ateşi getirmesi gibi tanımlıyor değilim. Ancak bu gelişmenin bir çok yenilik getireceğine ve yeni çağda daha insancıl bilgisayar sistemleri geliştirileceğine inanıyorum.

* Resim, Michelangelo’nun Adem’in Yaratılışı eserinin bir kısmı. Wikipedia Commons’dan alınmıştır.
    • #Uygulama
    • #Apple
    • #Teknoloji
    • #AppStore
    • #Yazılım
  • 1 yıl önce
  • 10
  • Kalıcı bağlantı
  • Share
    Tweet

10 Notes/ Hide

  1. trarticle bunu beğendi
  2. hamiltonert bunu beğendi
  3. dictionaryde2 bunu beğendi
  4. ihdetfebce bunu beğendi
  5. wangyi10870 bunu beğendi
  6. ojgehnor bunu beğendi
  7. lu41933 bunu beğendi
  8. kokeksibir bunu gönderdi
← Önceki • Sonraki →
  • yaşayan

başka yerlerde

  • @tukenmezadam on Twitter
  • kokeksibir on Last.fm
  • Linkedin Profile

Twitter

loading tweets…

  • RSS
  • Rastgele
  • Arşiv
  • pekiyi ama...
  • diyorum ki...
  • Mobil

Effector Theme by Carlo Franco.

Tumblr kaynaklı