Kurgulayabilmek ve Yönetebilmek
Aralığın sonundan, geçtiğimiz haftaya kadar, tüm dünya İsrail’in Gazze’de yaptıklarına şahit oldu. Bu vahşetin dünyadan ayırdığı tüm ruhlar için sonsuz huzur diliyorum. Bu süre zarfında, kınamalar, tehtidler ve boykotlar dile getirildi. Beni de derince düşündüren bu durum; masum insanların eziyet çektiği ne ilk, ne yazık ki ne de sonuncusu bu olacak.
Olayların gelişimini ve sonlanışını, bu kadar bilgi azlığı ve kirliliği içerisinde yorumlayabilmek oldukça zor. Ancak bir nokta, olayın kurgulanışı, her ne kadar doğru-bilgi yetersizliği içinde olsak dahi dikkat çekici.
Anlayabilmek için, İsrail’in yaptıklarının insanlık sınırları dışında olmasını, onlarca masum insanın hayatlarını kaybetmesini kurgunun dışına koyalım. Aynı şekilde, birileri tarafından kullanılarak durumun bu noktaya gelmesine alet olmuş grupları da bir şekilde kurgunun dışına koyalım. Sonuçta ortaya çıkan; İsrail’in, tüm dünyanın gözü önünde, bir çok çıkarın çatıştığı, herkesin planlarının olduğu bir konuda, istediği bir müdahaleyi, en uygun zamanda gerçekleştirmeyi başarmasıdır.
Durumun zamanlamasının ve süresinin rastlantı olduğunu düşünmek, bir takım bağımsız değişkenlerin sonucunda ortaya çıktığını düşünmek tarifsiz bir saflık olacaktır. Bu stratejik hamleyi kurgulayabilmek, gerçeklemek ve tüm aşamalarını yönetebilmek (Sakın bu sözlerimden İsrail’in yaptıklarına hak verdiğim anlaşılmasın.) bir başarıdır.
Şimdi olaylar yaşandıktan sonra, geriye bakınca, hepimiz görüyoruz bu kurguyu, ancak Aralığın başında, Türkiye’de ve bir çok doğu ülkesinde, tüm olaylar boyunca bir şekilde yorumlamış, kınamış, boykot etmiş kişiler içinden pek azı, İsrail’in böyle bir hareket yapacağını kurgulayabilirdi. Söylesenize bana, çok mu kurgulanamaz bir hareketti? Arap dünyası ve özellikle Filistin, tüm dünyada böylesine açık gelişmeler olurken, kendi kurgularını geliştirse, İsrail kurgusunu bu kadar kolay gerçekleyebilir miydi?
Abdülhamit’e ve dahi öncesine dayanan bir geçmişe sahip Ortadoğu’da, Dünyanın tüm aktörlerinin artık asırlanmış hesapları varken, bu çekişme şu an için sonsuz görünüyor. Bunca kurgu ve düzen içerisinde, ya bizim insanımızın, o ya da bu İsrail ürününü boykot etme çabasına, Gazze’ye gidecek konvoylar oluşturmasına ne demeli? İki günlük hafızayla verilecek bu günübirlik tepkilerin sonuç getirebileceğini ummak da bizim insanımızın ufkunun genişliği konusunda bir fikir veriyor bana.
Her koşulda ve kademede, günlük planları dahi olmayan kurumlarımızı görüyoruz. Bizim yaptığımız planlarda hep iyi niyet, çizdiğimiz vizyonlarda hep içi boş gösteriş kelimeleri oluyor. Ancak dünya her gün yenilenen, geliştirilen kurgularla yönetiliyor, bize ise aktörler arasında bazen bir figüran rol düşüyor, bazen o dahi düşmüyor. Bu durumda en iyisi, yine dile getirmek iyi niyetimizi; “Hayırlısı!” :)
