yaşarken

Mayıs 06

“Usta Chi’en: Şiir yazamamaktan daha kotü tek şey, kötü şiir yazmaktır.” — Kaderin Kızı, Isabel Allende

Ni 19

ODTÜ Mezunları Derneği’nden Cüneyt Özdemir’e mesaj

Cüneyt Özdemir’in 15 Nisan 2012 tarihli “Ankara Notları” yazısında ODTÜ ve Eymir ile ilgili yazısı üzerine ODTÜ Mezunları Derneği’nden yazara gönderilen mesaj:
 
Sayın Cüneyt Özdemir,
 
15/04/2012 tarihli  “Ankara Notları” yazınızda ODTÜ ile ilgili yazınızı alınarak okuduk.
 
ODTÜ Kültürü ve Bilinci, tekelciliği red eder. Kendinden çok bulunduğu şehirdeki insan haklarını, doğayı korur ve gelişmesi için çaba sarfeder. Bunun binlerce örneğini pratikte yaşıyoruz. Dünyada ilk yüze  giren bir üniversitenin yaşadığı şehrin Belediye Başkanı tarafından kendisine yapılan tüm önerilere rağmen arazinin parçalanması çabalarını önce size sonra  Ankara halkına havale ediyoruz.
 
Yazınızda, ODTÜ tarafından 1994 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne tahsis edilen Anadolu Bulvarı’nın devamının neden yol olarak trafiğe açılmadığına dair bilgilerin de olmasını beklerdik.


Çankaya Oran  902 ve 846 parseldeki  beton yığını olan ve Eymir Gölü arazisinin küçük bir kısmını da içine alan  bu projeyi inceleme fırsatınız oldu mu? Projede rant amacıyla doğanın katledilişini görebilirsiniz. Eymir Gölü zaten Ankara halkına açık. Önemli olan doğal dengelerin bozulmadan korunmasıdır.
 
Sayın Özdemir,
 
Bahsettiğiniz konularla ilgili, ODTÜ ile Melih  Gökçek  arasında yaşanan hukuki süreçte, 44 adet  yasal işlemin tamamı  sonuçlanmış ve bütün davalar ODTÜ lehine sonuçlanmıştır.
 
Lütfen Google Earth’den ODTÜ arazisinin dışındaki alanın ne kadar bozkır olduğuna bakınız. Yıllardır Ankara’da bozulmadan korunmuş Eymir arazisi, 130.000 Mezunu, Çalışanı ve Öğretim Görevlisi’nin emekleri ile oluşturulmuştur.
 
Şimdi bu arazinin korunamaması durumunda, kendi ifadenizle, bu doğa harikasına yazık ve emeğe saygısızlık olmaz mı? 15/04/2012 tarihli “Ankara Notları”  yazınızda yapılan bu dayanışma, biz  ODTÜ’lüleri hayal kırıklığına uğratmış ve hafızalarımıza kazınmış olacaktır.
 
Bu düşüncenizi araştırarak, inceleyerek ve bilgilenerek tekrar gözden geçirmenizi ve sonucunu da yayınlamanızı rica ediyoruz.
 
Saygılarımızla,
 
ODTÜ Mezunları Derneği
Yönetim Kurulu

Mar 23

kazara

beş dakika önce trafik kurallarına uymayıp, kendini de seni de tehlikeye atıp yanından geçen arabanın kaza yaptığını görünce garip bir haz duyabiliyorsun insan. sen bir insansın, insanlığı nasıl açıklarsın?

Şub 29

29 Şubat 2012, Ankara

29 Şubat 2012, Ankara

Şub 15

İçerik ve Ürün

Bugün techdirt‘te okuduğum yazı içeriğin ticari anlamını ne kadar dar yorumladığımı farkettirdi bana. Yazıda bahsedilen o kadar yalın bir mantık üzerine kurulu ki, bunu daha önce fark etmemiş olmaktan dolayı utanmadım değil. Üstelik yazıda bu konuda bir kaç yıl öncesinde yazılmış başka bir yazıya da link var ki, daha önce haberdar olmadığım için bir kere daha utandım.

Özetle hikaye şudur; müziğin kendisi bir ürün değildir, insanlar CD’ye, ya da dosya’ya para verirler, müziğe ulaşabilecekleri ürüne para verirler. Ya da konsere giden insanlar yine müziğe ve gösteriye ulaşmak için bilet alırlar. Aynı şekilde, kitabın içeriği ürün değildir, içeriğin taşındığı kağıt, dosya vb. üründür. Kısaca satılan şey içeriğin kendisi değildir! O halde içeriğe ilgi duyan kitlenin beklentileri doğrultusunda gelir modelleri çeşitlendirilebilir. Yazıda müzik içeriğinin ürün olmadığı üç nedenle açıklanmış;

  1. Yıllarca müzik endüstrisi insanların içeriği satın aldığına inanmışlardı. Ancak müziğin dijitalleştirilmesi, içeriğin satın alınan medyadan ayrılıp kontrol-dışı taşınabilir ve paylaşılabilir hale getirilmesine sebep oldu. Dijital dünya sayesinde “müzik ürüne değildir” fikri yaygınlaştı ve alternatif ticari yöntem arayışlarına yol açtı.
  2. Müziğin büyük ticari kazançlar getiren asıl ürün olmadığının anlaşılması, müziği çevreleyen şeylerin yeniden değerlendirilmesi ve ticari ürün haline getirilmesi için yaratıcılığı tetikledi. Müzik ne CD’dir ne de indirilen bir dosya. Müzik her hangi bir şeye değer katabilir. Hatta “Significant Objects” durumundaki gibi belirli fiziksel nesneleri kullanıp yaratılan içerik ile nesnelerin fiyatlarının üzerinde ve daha kolay satılması sağlanabilir.
  3. İçerik üründen ayrıldığında, artık içeriğin hayranlarına sizin satmak istediğiniz ürünü satmak zorunda kalmaz, satın almak istedikleri ürünlere içeriği katma değer olarak ekleyebilirsiniz. Hayran kitlenizi analiz edip ilgi alanlarını tespit ettiğinizde, onlara rahatlıkla para vermek isteyecekleri ürünler sunabilirsiniz…

Tamamen aşikar bir yöntem, yıllarca da müziğin katma değer olarak kullanıldığını biliyoruz aslında. Yine de bu şekilde ifade edilene kadar, ben fark edememiştim bu gerçeği. Ben neyse de, içerik odaklı endüstrilerin de tam olarak fark edemediğini düşünüyorum, sizce?

Şub 03

“Rica ederiz, “Olağan.” demeyin hemen
her gün olup bitenlere!
Kargaşanın hüküm sürdüğü,
kanın aktığı,
düzensizliğin at oynattığı,
keyfiliğin yasalaştığı yerde
demeyin sakın: “Bunlar olağandır.” — Bertolt Brecht

Oc 30

[video]

Oc 29

“anasır-ı erbaa: dört temel unsur; hava, ateş, su, toprak”

Oc 28

When violence rules no longer, help will no longer be needed.
Thus you ought not to demand help, but abolish violence instead.

Help and violence make up a whole
And the whole must be transformed.

” — Refusal of Help. The Baden Learning-play, Bertolt Brecht

Ey 24

‘Ne ucuz yasiyorsun, ne kolay! Bir kristal gibi ellerimden dusuyorsun.’